TÜRK MEDENİ HUKUKUNDA BOŞANMA DAVALARI VE YEMİN DELİLİNİN UYGULANABİLİRLİĞİ

TÜRK MEDENİ HUKUKUNDA BOŞANMA DAVALARI VE YEMİN DELİLİNİN UYGULANABİLİRLİĞİ

Boşanma davaları, eşler arasındaki evlilik birliğinin yasal olarak sona erdirilmesini sağlayan, tarafların kusur durumlarının, maddi ve manevi taleplerinin, varsa müşterek çocukların velayet durumlarının mahkeme huzurunda değerlendirildiği kapsamlı hukuki süreçlerdir. Türk hukuk sisteminde evlilik kurumu, yalnızca iki kişi arasındaki bir sözleşme olmanın ötesinde, toplumun temel yapı taşı olarak kabul edildiği için kamu düzenini de yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle, boşanma davalarında yargılama usulü, diğer özel hukuk uyuşmazlıklarından farklı ve kendine özgü kurallara tabi tutulmuştur. Bu farklılıkların en belirgin şekilde ortaya çıktığı alanlardan biri de delillerin toplanması, değerlendirilmesi ve özellikle “yemin” delilinin boşanma davalarındaki hukuki statüsüdür.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca bir davada tarafların iddialarını ispat etmeleri için başvurabilecekleri çeşitli delil türleri bulunmaktadır. Bu deliller genel olarak kesin deliller (ikrar, senet, yemin, kesin hüküm) ve takdiri deliller (tanık, bilirkişi, keşif, kamera kayıtları vb.) olmak üzere ikiye ayrılır. Yemin, HMK kapsamında kesin bir delil olarak düzenlenmiştir. Bir tarafın, uyuşmazlık konusu olan ve davanın sonucunu etkileyecek bir vakıanın doğru olup olmadığı konusunda mahkeme önünde, kanunda belirtilen usule uygun olarak yaptığı dini veya vicdani açıklamaya yemin denir. Hukuk yargılamasında kendisine yemin teklif edilen taraf bu yemini ederse, iddia edilen vakıa ispatlanmış sayılır ve mahkeme bu yönde karar vermek zorundadır. Ancak, bu katı usul kuralı boşanma davaları söz konusu olduğunda tamamen değişmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 184. maddesi, boşanma davalarında yargılama usulünü özel olarak düzenlemiştir. Bu maddenin 3. fıkrası son derece açık ve emredici bir hüküm içerir: “Taraflara bu davanın dayandığı olgular hakkında yemin teklif edilemez.” Bu yasal düzenlemenin temelinde, evlilik birliğinin kamu düzenine ilişkin olması yatmaktadır. Kanun koyucu, boşanma kararı verilebilmesi için mahkeme hakiminin, boşanma sebeplerinin varlığına bizzat, vicdanen ve objektif delillerle kanaat getirmesini şart koşmuştur.

Eğer boşanma davalarında yemin deliline izin verilseydi, taraflardan biri yalan yere yemin ederek haksız yere boşanma kararı verilmesini sağlayabilir veya kusurlu olduğu halde yemin ederek sonuçtan kurtulabilirdi. Benzer şekilde, TMK m. 184/2 gereği, tarafların boşanma vakıalarına ilişkin ikrarları (kabulleri) da hakimi bağlamaz. Hakim, taraflar “biz geçinemiyoruz, boşanmak istiyoruz” dese dahi (anlaşmalı boşanma şartları hariç), çekişmeli bir boşanma davasında sunulan diğer delilleri (tanık beyanları, darp raporları, mesaj kayıtları vb.) serbestçe değerlendirerek kendi vicdani kanaatini oluşturmak zorundadır. Yemin teklifi yasağı, bu sistemin en önemli güvencelerinden biridir ve hakimin gerçeği bizzat araştırması, yalnızca tarafların iradelerine veya beyanlarına bağlı kalmaması gerektiği ilkesine dayanır.

Ancak hukuk pratiğinde sıklıkla karşılaşılan ve boşanma süreciyle iç içe geçen bazı istisnai durumlar da mevcuttur. Aile hukuku ve boşanma hukuku alanında çalışmalarını yürüten Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk gibi hukuk profesyonellerinin de hukuki değerlendirmelerinde sıklıkla vurguladığı üzere, boşanma davasının dayandığı temel olgular (aldatma, şiddet, hakaret, terk vb.) için yemin teklif edilemezken; boşanma davası ile birlikte veya bağımsız olarak açılan ziynet eşyası alacağı veya mal rejimi tasfiyesi davalarında yemin deliline başvurulması mümkündür.

Ziynet eşyası alacağı davası, özünde bir eşya hukuku ve alacak davası niteliğindedir. Düğünde takılan takıların kimde kaldığı, zorla alınıp alınmadığı veya bozdurulup harcanıp harcanmadığı gibi hususlar, doğrudan evlilik birliğinin sarsılması (boşanma) sebebi değil, malvarlığına ilişkin iddialardır. Bu sebeple, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, ziynet eşyalarına yönelik taleplerde HMK’nın genel ispat kuralları devreye girer. İddiasını tanık, fotoğraf veya video gibi takdiri delillerle tam olarak ispatlayamayan taraf, son çare olarak karşı tarafa “bu altınları benden zorla almadığına dair” yemin teklif edebilir. Karşı taraf bu yemini ederse veya etmekten kaçınırsa, mahkeme bu duruma göre ziynet alacağı yönünden kesin bir karar verir. Aynı durum, tarafların evlilik birliği içinde edindikleri malların paylaşımını konu alan mal rejimi tasfiyesi davaları için de geçerlidir. Bu davalar da nispi haklara ve malvarlığı iddialarına dayandığı için yemin deliline konu edilebilirler.

Sonuç olarak, Türk hukuk sisteminde boşanma davasının fer’ileri (nafaka, tazminat, velayet) ve bizzat boşanma sebepleri (kusur tespiti) konularında hakimin takdir yetkisi ve vicdani kanaati esastır. Bu temel alanlarda kesin delil niteliği taşıyan yemin mekanizması işletilemez. Eşlerin birbirlerine boşanma sebepleriyle ilgili yemin teklif etmesi hukuken geçersizdir ve mahkeme tarafından reddedilmek zorundadır. Buna karşın, malvarlıksal taleplerde (ziynet ve eşya davaları) yemin delili geçerliliğini korur.

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve avukatlık etiği çerçevesinde şeffaf ve doğru bilginin vatandaşlara ulaştırılması büyük önem taşımaktadır. Hak arama hürriyetinin etkin bir şekilde kullanılması, ancak usul kurallarının doğru bilinmesiyle mümkündür. Boşanma hukuku alanında mesleki faaliyetlerini sürdüren Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk’ün de mesleki pratiklerinde önemle üzerinde durduğu gibi, usul hukukundaki bu ince ayrımlar (hangi talep için hangi delilin kullanılabileceği) bir davanın kazanılması veya kaybedilmesi noktasında hayati bir rol oynamaktadır. Delillerin zamanında, kanuna uygun bir şekilde toplanması, hukuka aykırı delillerden kaçınılması ve yemin gibi kesin delillerin doğru hukuki talepler için ileri sürülmesi, adil yargılanma hakkının tecellisi için vazgeçilmez bir gerekliliktir. Vatandaşların, hukuki uyuşmazlıklarında hak kaybına uğramamaları adına, alanında yetkin hukukçulardan destek almaları ve yargılama usullerine riayet etmeleri en sağlıklı yol olacaktır.

Bu metin, hukuki bilgilendirme amacıyla boşanma hukuku alanında çalışan Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk tarafından hazırlanmış olup, somut olaylara uygulanması her dosyanın kendi özel şartlarına göre değişiklik gösterebilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM